Geçtiğimiz günlerde, aslında hiç
aklımda olmamasına rağmen, Alejandro González Iñárritu’nun “Birdman
ya da Cahilliğin Umulmayan Erdemi" filmini izleme imkanım oldu.
Filmi o kadar beğendim ki sayfamızda da okurlarımız için paylaşmak istedim.
Yazıda bu noktadan sonra sürpriz bozan içerikler bulunabilir
Birdman, bir zamanlar canlandırdığı
bir süper kahraman rolüyle ünlü olmuş bugün ise solmakta olan bir Hollywood
yıldızını anlatıyor. Alejandro González Iñárritu’nun filmin başrol oyuncusu
olarak seçtiği isimse oldukça ilginç. Beter Böcek ve Batman gibi başarılı rollerden
tanıdığımız ancak 1992 tarihli Batman Returns filmi sonrası kariyeri ile ilgili
sıkıntılar yaşayan Michael Keaton başrolde. Dolayısıyla bir anlamda kendini
oynayan Keaton, rolün sinir uçlarına dokunabiliyor. Keaton büyük bir cesaret ve
özgüvenle bu rolü kabul ederken Iñárritu’nun da kendisine bu rolü teklif
etmedeki cesareti takdire şayan doğrusu.
“Birdman ya da Cahilliğin
Umulmayan Erdemi" geçmişin şöhretli
aktörü Riggan Thomson’un New York'un St. James Tiyatrosu’nda, kariyerini farklı
bir alanda yeniden yazmak için Raymond Carver'ın öyküsünü sergilemeyebilmek
için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Ama bir anda oyunun bir diğer erkek yıldızı ve
Broadway’in tanınan siması olan Mike (Edward Norton) şovun kontrolünü ele
alır.
Aşırı romantik ve idealist bir
adam olan Thomson, bir zamanlar oynadığı Birdman karakterinin kendisiyle
konuştuğuna, onun süper güçlerine sahip olduğuna inanır. Zihninde onunla
konuşan Birdman, reddettiği süper kahraman rollerinde oynamaya devam etseydi
hala şöhretli ve ünlü bir oyuncu olacağına onu inandırmaya çalışır.
Filmde Thomson’un ihmal edilmiş, kırgın
kızı Sam rolünde Emma Stone’u izlerken, Naomi Watts ve Andrea Riseborough ise oyunun
iki kadın yıldızı olarak izleyici karşısına çıkıyor. Diğer tüm rollerinin
aksine burada oldukça az konuşan Zach Galifianakis ise Riggan Thomson’un
mağdur yapımcısı rolünde.
Tüm oyunculuklar başarılı olsa da
ben özellikle Emma Stone’a bayıldım. Babasına ayar verdiği bir sahne vardı ki,
dönüp bir kez daha izledim.
Iñárritu filmin senaryosunu Biutiful
filminde de birlikte çalıştığı Nicolás Giacobone ve Armando
Bo ile birlikte yazmış.
Filmde Gravity’den tanıdığımız
usta görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki’nin büyüleyici
yeteneklerini izliyoruz. Kamera, öfkeli
caz davul sololarının eşliğinde koridorlardan geçiyor, merdivenlerden kayıyor
ve bazen kendinizi gökyüzü ile buluştuğunuz bir çatıda, bazen tiyatro sahnesine
çıkarken, bazense hınca hınç insanla dolu bir meydanda kalabalığın arasından
çıplak bir şekilde koşan Thomson’u takip ederken buluyorsunuz.
Iñárritu’nun Babel, 21 Gram gibi önceki
filmlerinde olmayan bir ironi ve mizahı da içinde barındıran filmin fragmanı da
paylaşmak istiyorum. İyi seyirler...
Birdman ya da Cahilliğin Umulmayan Erdemi
Reviewed by sineMakale
on
Temmuz 11, 2017
Rating:

Hiç yorum yok: